Yaşamda ‘Essah’ Olmak-Filiz Engin

Uzun zamanlar önce ona sorulan “Sanat ne içindir?” sorusuna "Her şey insan
içindir. Başka kimin için olabilir? Kurtlar, kuşlar için mi? Bilgi de, sanat da insan için. İnsanın, tabiatın ve toplumun yıkıcı kuvvetlerini yenerek daha rahat, daha kolay, daha insanca yaşaması için,”
diye cevap vermiş Oktay Rifat’la birlikteyiz bugün. Şiirleri öylesine lezzetli ki, bu yazıya koymak üzere seçmek hayli zor oldu doğrusu.

İşte Elleri Var Özgürlüğün şiirinden birkaç dize…

“Özgürlük sevgisi bu,
İnsan kapılmaya görsün bir kez;
Bir urba ki eskimez,
Bir düş ki gerçekten daha doğru.”

Oğlu Samih Rifat onun hakkında şöyle diyor: “Yaşamda en önemli şey ‘essah’ olmaktı onun için. Duyguda, sözde, davranışta gerçekten yana olmak, yalan söylememek, en büyük, belki de tek erdemdi. Nasıl insan yalan söylememeliyse, şiir de, sanat yapıtı da söylememeliydi. Bir onur ve varoluş sorunuydu bu.”

Aşağıdaki dizeler ‘essah’ bir duruş sergilemiyor mu sizce de?

“Ağzımın tadı yoksa, hasta gibiysem,
Boğazımda düğümleniyorsa lokma,
Buluttan nem kapıyorsam, vara yoğa
Alınıyorsam, geçimsiz ve işkilli,

Yüzüm öfkeden karaya çalıyorsa,
Denize bile iştahsız bakıyorsam,
Hep bu boyu devrilesi bozuk düzen,
Bu darağacı suratlı toplum!”


Orhan Veli ve Melih Cevdet Anday’la birlikte Garip akımının öncülerindendi Oktay Rifat. Fakat uzun soluklu şiir serüveninde zaman içinde farklı birçok biçim denemiş şiirlerinde. Lakin doğadan hiç kopmamış kendisi. Buyurun bulutlu gökyüzlü bir şiirine…

“Burası dalyan kahvesi
Ortalık süt mavisi
Apostol bu ne biçim meyhane
Tabağımda bir bulut
Kadehimde gökyüzü”


1953'lerde Amerika'da yargılanan karı koca Rosenberg'lerin ölüm cezasına çarptırılması onun tarzının epey dışında bir şiir yazmasına neden olmuştur. İşte o ünlü Telefon adlı şiirinden birkaç dize: 

“Gözlerin var ya çekik kara kara
Önce gözlerindi en güzel ışık
Beyaz dişlerindi bacakların omuzun
Damalı örtüde bir kâse çorba gibi
Buğulu bir lezzetti karıkocalık
Şimdi bir çınar yeşeriyor içimde
Bir şarkı söyleniyor uzun uzun
Hürriyetin rüzgârlı bayrağı oldu
Bize yeten aydınlığı sevdamızın”


Şairin hoş bir seslenişiyle bitirelim yazıyı… Biraz da özlemle… İstanbul’sa, baharsa bir de, Taksim’den Tünel’e doğru yürürken Çiçek Pasajı’nı biraz geçince bir koku çağırır insanı ve sağa dönüveririm ben… Her seferinde aklıma gelir Oktay Rifat… Top çiçeğim, deste gülüm deyişiyle…

“Kasımpaşa kıyıları tersane
Bir kız sevdim alimallah bir tane
Herdem sevdalıya kız mız bahane
Top çiçeğim deste gülüm
Canım İstanbullum
Aman aman bahane

Gittim baktım şıkır şıkır Balıkpazarı
Üç tek attım sarhoş oldum ayaküzeri
Üç doluya üç tanecik badem şekeri
Top çiçeğim deste gülüm
Canım İstanbullum
Aman aman badem şekeri”


10 Haziran 1914’de doğmuş şairimizi, 18 Nisan 1988’de kaybetmişiz. Biz okudukça şiirleriyle yaşamaya devam edecek. Saygıyla, sevgiyle… 

                                                                                                                                                                                                          FİLİZ ENGİN

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder