Gezi Yazıları-3/ Aynur Aras

MİKUMİ YOLLARI MAYMUN VE İMPALA DOLU

            Salı sabahı 03.30’da kalkıp, 03.40’ta yola düştük. Çalışanlar akşamdan yiyecek ve içecek hazırlayıp arabaya yerleştirmişler. Biz de hemen yerleştik ( 6 kişi ). Tanzanyalı şoförümüz bizi Mikumi Parkı’na kadar götürdü. Çıktığımızda ortalık zifiri karanlıktı. Biz de uykusuzduk ve karanlıkta bir şey görünmediği için uykuya daldık. Ortalık aydınlanırken biz de gözümüzü açtık ve yol boyundaki yerleşim yerlerine bakınmaya başladık.

            Sabah namazı zamanı, uygun yere gelince şoförümüz bir benzinlikte durdu ve mescitte namazını kıldı. Biz de hava alıp, ihtiyaç gidermek için arabadan indik. Köydeki yoksulluk ve ilkelliği anlatmaya sözcük yetmez. Su yok, olan da kuyudan çekiliyor veya artezyenden basılıyor. Her yerde sarı bidonlar var su için. Tuvalette yarıdan kesik sarı bir bidon su, onun da içinde başka bir kesik küçük bidon var. Tuvalet yıkanmış, temizlenmiş.  Kapı önlerinde ellerinde çalı süpürgesi tozlu sokakları süpüren kadın ve çocuklar. Sabahın 06.30’unda herkes sokakta. Evler baraka gibi. Genellikle bir oda olacak kadar küçük. Pencerelerde cam yok. Gerek de yok. Çünkü hava çok sıcak… Bir tel geçirilmiş veya tahta çakılmış. İçinde eşya var mı bilmem. Kapı önünde naylon tabaklarını yıkayanlar vardı. Elektrik yok çoğunda, dükkân gibi yerlerde florasan lambalar vardı sadece. Yerlerde, hasır veya araba lastikleri… Lastiklerin içinde yayılıp oturuşuyorlar. Evler kırmızı topraklı kerpiçten yapılmış. Değişik bina görünce anlıyoruz ki bu okuldur. Bir de kiliseler var farklı olan. Ama cep telefonu çılgınlığı oraya da gelmiş, model eski de olsa çoğu kimsede var. Öğrenciler o saatte, tozlu yollarda beyaz gömleklerini giymişler, okula gidiyorlar. Çoğunun ayağında bırakın ayakkabıyı terlik bile yok. Bir ellerinde su bidonu diğer ellerinde çalı süpürgesi, neşe içinde güle oynaya nerede olduğu görünmeyen okullarına gidiyorlar. Bir ara yine yeni yapılan bir motele uğradık mola için. Bahçe düzenlemesi yapılıyordu ve bir taraftan da kuyu açılıyordu. Safari için misafirlerini bekliyorlardı. Biz ihtiyaç molası deyince, sevgiyle temiz tuvaletlerini bize sundular.

            Uzun süre anayoldan gittikten sonra daha ormanlık bir alana girdik. İki yanımızda da sık sık değişen hayvanlar dolaşıyor. Biz de bağırışıyoruz, sağa bakın, sola bakın diye. Derken önümüze bir maymun çıkıyor. Daha çok bağırışıyoruz. İmpalalar ve maymunlar arasında ilerliyoruz ve parka ulaşıyoruz. Kapıda safari jipleri sıralanmış bizi bekliyor. Büyük bir heyecanla arabadan iniyoruz, saat 09.00


                                                                                              28.01.2014- AYNUR ARAS

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder