MİKUMİ
YOLLARI MAYMUN VE İMPALA DOLU
Salı
sabahı 03.30’da kalkıp, 03.40’ta yola düştük. Çalışanlar akşamdan yiyecek ve
içecek hazırlayıp arabaya yerleştirmişler. Biz de hemen yerleştik ( 6 kişi ).
Tanzanyalı şoförümüz bizi Mikumi Parkı’na kadar götürdü. Çıktığımızda ortalık
zifiri karanlıktı. Biz de uykusuzduk ve karanlıkta bir şey görünmediği için
uykuya daldık. Ortalık aydınlanırken biz de gözümüzü açtık ve yol boyundaki
yerleşim yerlerine bakınmaya başladık.
Sabah
namazı zamanı, uygun yere gelince şoförümüz bir benzinlikte durdu ve mescitte
namazını kıldı. Biz de hava alıp, ihtiyaç gidermek için arabadan indik. Köydeki
yoksulluk ve ilkelliği anlatmaya sözcük yetmez. Su yok, olan da kuyudan
çekiliyor veya artezyenden basılıyor. Her yerde sarı bidonlar var su için.
Tuvalette yarıdan kesik sarı bir bidon su, onun da içinde başka bir kesik küçük
bidon var. Tuvalet yıkanmış, temizlenmiş.
Kapı önlerinde ellerinde çalı süpürgesi tozlu sokakları süpüren kadın ve
çocuklar. Sabahın 06.30’unda herkes sokakta. Evler baraka gibi. Genellikle bir
oda olacak kadar küçük. Pencerelerde cam yok. Gerek de yok. Çünkü hava çok
sıcak… Bir tel geçirilmiş veya tahta çakılmış. İçinde eşya var mı bilmem. Kapı
önünde naylon tabaklarını yıkayanlar vardı. Elektrik yok çoğunda, dükkân gibi
yerlerde florasan lambalar vardı sadece. Yerlerde, hasır veya araba lastikleri…
Lastiklerin içinde yayılıp oturuşuyorlar. Evler kırmızı topraklı kerpiçten
yapılmış. Değişik bina görünce anlıyoruz ki bu okuldur. Bir de kiliseler var
farklı olan. Ama cep telefonu çılgınlığı oraya da gelmiş, model eski de olsa
çoğu kimsede var. Öğrenciler o saatte, tozlu yollarda beyaz gömleklerini
giymişler, okula gidiyorlar. Çoğunun ayağında bırakın ayakkabıyı terlik bile
yok. Bir ellerinde su bidonu diğer ellerinde çalı süpürgesi, neşe içinde güle
oynaya nerede olduğu görünmeyen okullarına gidiyorlar. Bir ara yine yeni
yapılan bir motele uğradık mola için. Bahçe düzenlemesi yapılıyordu ve bir
taraftan da kuyu açılıyordu. Safari için misafirlerini bekliyorlardı. Biz
ihtiyaç molası deyince, sevgiyle temiz tuvaletlerini bize sundular.
Uzun
süre anayoldan gittikten sonra daha ormanlık bir alana girdik. İki yanımızda da
sık sık değişen hayvanlar dolaşıyor. Biz de bağırışıyoruz, sağa bakın, sola
bakın diye. Derken önümüze bir maymun çıkıyor. Daha çok bağırışıyoruz.
İmpalalar ve maymunlar arasında ilerliyoruz ve parka ulaşıyoruz. Kapıda safari
jipleri sıralanmış bizi bekliyor. Büyük bir heyecanla arabadan iniyoruz, saat
09.00
28.01.2014- AYNUR ARAS

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder