gezi yazıları-Aynur Aras

               Afrika Kıta’sının güney yarım kürede kalan bölgesine yolculuk. Bizim böyle bir şansımız olmadı ama oralara gitmiş, gezmiş, gözlemlemiş ve yetinmeyip birikimini yazılara dökmüş bir arkadaşa sahibiz. Sevgili Aynur Aras… Kendisi uzun yıllardır kentimizde yaşamakta… 2004 yılında Burhaniye- Faruk Kızıklı İlköğretim Okulu’ndan emekli olduktan sonra mesleğini bırakmamış ve halen Altınoluk'ta, Alçev'de çalışma hayatını sürdürmekte. Mesleğini sevdiğini, öğretirken eğlendiğini belirten Aras:

     “Kitap okumak, seyahat etmek ve fotoğraf çekmek yaşantımın vazgeçilmezleri arasında… Gezip gördüğüm yerleri yazı ve fotoğraflarla paylaşmak, başkalarını da bilgilendirmek hoşuma gidiyor. Olaylarla ilgili duygu ve düşüncelerimi kendi penceremden yorumlamak ve daha iyiye, daha güzele ulaşmak için evrene bir ses de ben katmak istiyorum. Bu nedenle yazmaya devam ediyorum...” diyor.

     Kendisine katkısından ötürü teşekkür ediyor ve birkaç ay sürecek yazı dizisinin sizlere yeni ufuklar açmasını ve keyif vermesini diliyoruz.
 
TANZANYA’YA MERHABA!
    Belgesellerde görüp, ilgiyle izlediğimiz doğal parklarda dolaşmak, aslanlarla merhabalaşmak bize de nasip oldu ve anılarımızda yerini aldı. Tanzanya… Türkiye’den kilometrelerce uzaktaki bu ülkeye gitmek hayal bile değildi. Arkadaşımın eşinin orada büyükelçi olması ve “Biz dönmeden gezmeye gelin,” davetleri üzerine, kalkıp gittik. İyi de ettik. Doğallığın her çeşidini gördük.

    Kızım, yurt dışında okuduğu için, tatillerde onunla birlikte bazı ülkeleri görme olanağımız oluyordu. Avrupa’daki kültür çok başkaydı ama doğal yaşamı da tanımak istiyor insan… Bu yıl da, sevgili arkadaşım Yeşim ve eşinin Tanzanya’da yaşamaları farklı coğrafyaları da tanıma olanağı sundu bize. Yarıyıl tatilini değerlendirdik ve Afrika’ya uçtuk. Bizden bir gün önce üç arkadaş daha (Aydan, Gül ve Saniye) uçtu Tanzanya’ya.

    Kızımla İstanbul’da buluştuk ve bir gece yeğenimde kalıp, Tanzanya’ya uçtuk. Yolculuk, yedi saatten fazla sürdü. 26 Ocak akşamı 19.10’da yola çıktık, 27 Ocak Pazartesi sabahı 02.40’ta Dar es Salaam’a ulaştık. Saatleri bir saat ileri aldık.  Yeşil pasaportlulara vize yok. Diğerleri için uçakta form dağıtmışlardı, 50 £ verilip vize alındı. Yeşim, bizi havaalanında karşıladı. 03.30 sıraları eve vardık. Büyükelçilik binası hem ev hem de ofis olarak kullanılıyor. Bu yüzden bina çok büyük... Binada değişiklikler yapıldığı için eşyalar paketlenmişti. Onarım işleri mart ayına kadar devam edecekmiş.

     Tanzanya, Birleşik Cumhuriyet ve başkanlık sistemi var. Başkenti Dodoma ve dili Svahili ve İngilizce. Para birimi Tanzanya Şilini... 2005 yılından beri aynı başkan varmış görevde. İlk insan fosilleri ve ayak izi bulguları buradaki kazılarda ortaya çıkarılmış ve “İnsanlığın Beşiği” denmiş Tanzanya’ya. Ülke, çeşitli medeniyetlerin sömürgesi olmuş. Son yıllarda Almanya’nın sömürgesi imiş… Daha sonra Milletler Cemiyeti kurulunca İngiliz egemenliğine geçmiş. 1961’de bağımsızlığına kavuşmuş. Tanganika ve Zengibar’ın birleşmesiyle Tanzanya olmuş. Eski dönemlerde Zengibar’da en büyük köle ticareti yapılırmış. Nyerere’nin diktatörlüğü döneminde sosyalist rejim çok kötü duruma düşmüş ve ülke gerilemeye başlamış. Dünya’nın en geri ve en çok yardım alan ülkesi durumuna gelmiş. 1980’den sonra Uluslararası Para Fonu’ndan yardım alarak toparlanmaya başlamış.

     Kuzeybatıdaki Kilimanjaro Dağları, Viktorya, Tanganika ve Büyük Göller en önemli yerleri. Doğuda Hint Okyanusu’na bakıyor. Orta bölümde ise verimli platolar var. Ülkede bulunan çok sayıdaki Ulusal Parklar, turizm açısından çok önemli. Tanzanya’da tropik iklim olduğundan her mevsim sıcak… Ülkede uzun ve kısa yağışlar adıyla anılan yağış rejimi var.

Tanzanya, bir tarım ülkesi ama yüzey şekilleri ve yağışlar nedeniyle ancak toprakların % 4’ü ekilebiliyormuş. Sıtma ve AIDS hastalığı sıkça görülüyormuş. Ülkenin % 33’ü Müslüman, % 44'ü Hristiyan ve gerisi putperestmiş. İngilizce ve Svahili dili yerine şimdi sadece Svahili dili konuşuluyormuş. Nüfusun % 60'ı okuma yazma bilmiyormuş. Müzik, Afrika ülkelerinde olduğu gibi burada da çok önemli… Sanatın diğer dalları da gelişmiş. Kanvas üzerine yapılan “Tingatinga” ve “abanoz” ağacından yapılan heykeller çok ünlü.

                                               
                     27.01.2013- Darüssalaam- Aynur ARAS

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder